İkinci Şans
Bu içerik Geleceği Keşfedenler’den Zeynep Başer tarafından hazırlanmıştır.
Konuya nereden girsem bilemiyorum ama anlatacak çok şeyim olduğunu biliyorum. Bir kere daha anladım ki, ruhsal yorgunluk insanı fiziksel yorgunluktan katbekat daha fazla yoruyor, hasta ediyor ve bir virüs gibi içten içe çökertiyor.
İlk başta ne olduğunu anlayamıyorsunuz. Kendi içinizde bir vicdan muhasebesi kuruyorsunuz. Bu vicdan muhasebesinin hâkimi de yargıcı da siz oluyorsunuz. Sonra asıl konunun vicdan değil, ruh olduğunu anlıyorsunuz; ruhun ve geçmişin ağırlığı altında eziliyorsunuz. Ardından tek bir “acaba?” ile günleri kendinize zehrediyorsunuz. Dışarıdan gülücükler saçarak, içten içe sürekli sorgulamak sizi daha çok bitiriyor. Bir anda ne olduğunu bile anlamadan çöküyor ve sonunda duygusal bir patlama yaşıyorsunuz.
Eğer şanslıysanız hayatınızda dertlerinizi paylaşabileceğiniz biri varsa, bir teselli buluyorsunuz. Ama yoksa yine başa sararak hem hâkim hem de yargıç cübbesini giyiyorsunuz ve o cübbelerin ağırlığı altında gittikçe ezilmeye başlıyorsunuz.
Ta ki o aydınlanmayı yaşayıp hiçbir şeyin size bağlı olmadığını, bazı yapılan hataların birikmiş olduğunu ve aslında tolere edilebilecek bir hatanın sizden öncekilerin hataları nedeniyle tolere edilemediğini fark edene kadar. Bunu fark ettiğinde içindeki vicdana giydirdiğin cübbeler bu sefer kendi içinde onu haklı çıkarmak için en ağır yargıyı kendine keser ve o yargının adı “ikinci şans” olur.


