Kimlik: Başlangıç
Bu içerik Geleceği Keşfedenler’den Fatmagül Kahramanoğulları tarafından hazırlanmıştır.
Duştan çıkmıştım. Hemen üstüme boğazlı mor bir kazak ve siyah bir pantolon giydim. Saçlarımı hemen tarayıp kuruttum. Saçlarım kısa olduğu için bu işlem 10 dakika sürmüştü. Saçlarımı toplayıp uzun siyah peruğumu ve gözlerime acı kahve rengi lenslerimi taktım. Korse giymeme gerek yoktu çünkü mont giyecektim. Hem de gideceğim yer evimin bir sokak arkasında olan kahve dükkanıydı. Belki biraz parkta yürüyüş yapardım ama hava çok soğuktu. Hemen ayağıma siyah botlarımı geçirdim ve montumu giyinip çıktım. Evimin olduğu sokak çok sessizdi, gerçi bu normaldi çünkü bu sokağın genelinde yaşlı insanlar oturuyordu. Yürümeye başladım. Telefonumu elime aldım. Bugün yapacağım işlere baktım. Şirkette toplantım vardı, şirketten nefret ediyordum. Orada çalışanlar hep bana özenirdi oysa gerçekten yaşadığım hayatı görselerdi ne düşünürlerdi acaba. Bugün çok yoğun geçeceğe benziyordu. Şirkette bir sürü toplantıya girmem gerekiyordu ve akşam parti vardı. Bu partiye gitmek zorundaydım, bu parti beni koruyan insanlardan birinin partisiydi. Bu partiye gitmek için en az 1 saat sürecek bir makyaj yapmam gerekiyordu ve bu benim için resmen işkenceydi. Kahveciye ulaşmıştım. Çalışanlardan birine espresso istediğimi söyledim. Çalışan ismimi sordu. Bir an beynim durdu. Uzun siyah saçlara, acı kahve renginde gözlere sahip görünüyordum. Ashley Davis görünümüne sahiptim. “Ashley” dedim çalışan kişiye. Yaklaşık 12 dakika sonra kahvem hazırlanmıştı. Kahvemin parasını ödeyip kahvemi aldım. Parkta yürüyüş yapmak istiyordum. Havanın soğuğuna aldırmadan parkta yavaş yavaş yürüyordum. Umarım hasta olmazdım ama soğuk havada yürümek beni kendime getiriyordu. Yaklaşık 20 dakika yürüyüş yaptıktan sonra telefonum çaldı, asistanım beni arıyordu. Telefonu açtım.
Asistan: “Alçin Hanım, günaydın. Nasılsınız?”
Alçin: “Günaydın Begüm, gerçi Türkiye’de saat kaç bilmiyorum ama iyiyim sen nasılsın?”
Asistan: “Ben de iyiyim efendim, burada saat gece 4. Size toplantıyı hatırlatmak için aramak istedim. Yalnız ben toplantıya katılamayacağım. Benim yerime Amerika’daki şirketimizdeki Finans Müdürü Irene Ende katılacak. Raporları daha sonra ondan alıp inceleyeceğim. Daha sonra da size e-mail atacağım.”
Alçin: “Tamamdır Begüm. Sana iyi geceler o zaman.”
Asistan: “Teşekkürler Alçin Hanım.”
Telefonu kapatmıştım, kahvem bitmişti ve hava iyice soğumuştu. Eve doğru yürümeye başladım. Eve ulaşmadan kahve aldığım kahveciden 2 tane kocaman kruvasan aldım. Bunları kahvaltı niyetine yiyecektim. Eve gidince aldığım kruvasanları yedim, peruğumu ve lensimi çıkardım. En doğal olduğum hale büründüm çünkü Alçin Demirbilek kimliği benim gerçek olan tek kimliğimdi. Makyaj yapmayacaktım, uğraşamazdım zaten akşam uğraşacaktım. Giyinme odasına gittim. Hemen siyah yünden örülmüş boğazlı elbisemi, altına siyah kalın külotlu çorabımı ve gene aynı renk uzun topuklu çizmelerimi giydim. Kısacık siyah saçlarım, kapkara gözlerim ve bembeyaz tenim ise bu siyah şıklığıma eşlik ediyordu. Ceketimi arabaya atıp arabaya bindim ve şirketimin Amerika’daki binasına doğru arabayı sürdüm. Şirketin önüne geldiğimde arabadan inip arabayı valeye verdim ve içeri girdim. Asansörde 33.katı tuşladım. Önce odama çıkmak istiyordum. Odama çıktıktan sonra kendime sade filtre kahve söyledim. Kahvem geldiğinde bana bugün Begüm yerine eşlik edecek Finans Müdürü Irene Ende geldi.
Irene Ende: “Merhaba Bayan Demirbilek, nasılsınız?”
Alçin: “İyiyim Bayan Ende, siz nasılsınız?”
Irene Ende: “Bende iyiyim efendim. Bugün toplantıda size ben eşlik edeceğim. O yüzden biraz sizi bilgilendirmek istedim. İsterseniz bilgisayarınızdan bana eşlik edebilirsiniz.”
Alçin: “Peki.”
Yaklaşık bir saat Bayan Ende bana toplantı hakkında bilgi verdi. Daha sonra saat 2’ye gelirken toplantıya girdik. On dakika arayla toplam dört tane toplantıya girdim. Son toplantıdan yediye çeyrek kala çıktım. Hemen eve gidip akşamki partiye hazırlanmam lazımdı, asansöre binip aşağıya indim. Arabamı beklerken telefonum çaldı. Arayan Begüm’dü. Bana toplantı raporlarını yarın atacağını söyledi ve kapattı. Arabam gelmişti, arabaya bindim ve eve doğru arabayı sürmeye başladım. Bu sırada arkamdaki araba dikkatimi çekmişti. Araba beni takip ediyordu, hızlandım ve evimin rotasından çıktım. Ara sokaklardan birine girip arabayı söndürdüm. Araba da sokağa gelip dümdüz gitti. Beni kimin takip ettiğini öğrenmem lazımdı. Araba önüme geçince arabayı çalıştırıp belime silahımı koydum ve arabanın önünü kestim. Arabadan indim ve arabaya doğru yürümeye başladım. Arabanın yanına gelince hızlıca kapısını açtım ve içindeki adamı kolundan hızlıca çekip dışarı çıkardım. Ağzımdan ilk olarak şu soru çıktı:
Alçin: “Kimsin?”
Adam yüzüme garip garip bakıyordu.
Yabancı: “B-ben”
Alçin: “Evet, sen”
Aksanından Türk olduğunu anlamıştım
Alçin: “Türk müsün?”
İngilizce sormuştum. O ise Türkçe cevap vermişti.
Yabancı: “E-evet.”
Adamı kolundan tutup arabama bindirdim ve arabayı evime doğru sürdüm. Aslında güvenlik takıntım yüzünden evime asla götürmezdim ama hem zamanım yoktu. Hem de bu adamla bir kere daha denk gelmiştik. Eğer fark etmeseydim, evimin yerini öğrenecekti. Cezasını çekip adamı yolladıktan sonra güvenlik şirketine ben takip edilirken ne yaptıklarının hesabını soracaktım. Yalnız bu biraz zamanımı alacağı için partiye geç kalacaktım, bu yüzden partinin sahibini, Nam-ı değer Alec Grey’i aradım.
Alec Grey: “Merhaba Alice”
Alçin: “Merhaba Alec nasılsın?”
Alec Grey: “İyiyim akşamki eğlenceye hazırlanıyorum. Geliyorsun, değil mi?”
Alçin: “Evet evet ama gecikeceğimi söylemek için aradım.”
Alec Grey: “Neden? Bir sorun mu var? Tek bir emrinle tüm adamlarım
kapında Alice, biliyorsun değil mi?”
Alçin: “Ufak bir işim çıktı. Ah! Bilmez miyim, biliyorum. Teşekkür ederim ama kendim halledebileceğim bir mesele.”
Alec Grey: “Sen ve şu sırların çok garip kadınsın Alice. Sen gelmeden eğlenceyi başlatmam biliyorsun. İnsanları da pek sıkmak istemem o yüzden erken gelmeye çalış.”
Alçin: “Biliyorum. Yok çok geç kalmayacağım. Partide görüşürüz Alec.”
Alec Grey: “Görüşürüz Alice.”
Telefonu kapattığımda eve gelmiştik. Adamı kolundan çekip indirdim ve eve geçirdim ve adama direkt soru sordum.
Alçin: “Kimsin?”
Yabancı: “B-ben Poyraz-z Yılmaz.”
Adam benden korkmuştu. Neden bu kadar neden korktuğunu anlamıyordum. Daha sert tarafımı görmemişti.
Alçin: “Neden beni takip ediyorsun? Kimin adamısın?”
Yabancı: “B-ben söyleyemem, burası neresi?”
Alçin: “Madem söylemiyorsun, kabalık yapıyorsun. Ama ben, sana bana yaptığını yapmayacağım. Burası neresi biliyor musun?”
Meraklı gözlerle etrafa bakıyordu.
Yabancı: “Bilmiyorum.”
Alçin: “Korku dolu rüyaların gerçekleştiği yerdesin. Yaşadıklarını unutmak için; değil şehir, ülke bile değiştirsen kabuslarının seni bırakmayacağı gecelerin başladığı noktadasın.”


