Genç Werther’lerin Acıları

Bu içerik Geleceği Keşfedenler’den Dilara İlhan tarafından hazırlanmıştır.

Küçükken hiç mektup arkadaşınızın olmasını istediniz mi? Ben hep istemiştim. Bu kitabı okurken artık bir arkadaşınızın olduğunu fark edeceksiniz. Çünkü kitap, kahramanımız Werther’in yakın arkadaşı Wilhelm’e (kitabı okurken kendinizi onun yerinde hissedeceksiniz.) olan mektupları şeklinde.

Werther kafasını dağıtabileceğini düşündüğü Walheim’e taşınır ancak istediği gibi olmaz. Çünkü kafasından hiç çıkmayacak güzellikte bir kadına aşık olur.

Werther, karşılıksız bir aşka tutulmuştu. Sevdiğinin elinden ölüm şarabını içecek kadar vurulmuştu. Werther gitmek istemese de kendi hep Lotte’nin kapısında buldu. Lotte ise kapısının çalmasını bekledi ama çalmasını istediği kişi onunla imkânsız aşka vurulan Werther miydi yoksa nişanlısı Albert mıydı?

Bu aşk Werther’i intihara sürükler, onun mesut olduğu şey aynı zamanda felaketinin de kaynağı olmuştu.

Bu kitap ilk zamanlarda çıktığı yer olan Almanya’da büyük etkilere sahip olmuş. “Werther Etkisi” ya da “Werther Salgını” olarak da bilinen bu etki ile; hem içindeki acıları kahramanımızın giydiği mavi ceket ve sarı pantolon giyerek gösteren gençler çıkmış, hem de intihar vakaları büyük oranda artış göstermiş. Hatta bu artış yüzünden bazı ülkelerde kitap yasaklanmış. Kitap aslında Goethe’nin yaşanmışlıklarını anlatıyor. Zaten her psikolojik romanda yazardan izler yok mudur?

Kitap başta “bana çok ağır gelir, okuyamam” diye düşündüm ama olaylar başladıkça kitap kendini sevdirdi. Werther’in acılarına ortak olduğumu hissettim (o yüzden başlığı Genç Werther’lerin Acıları olarak koydum çünkü okudukça hepimizi birer kopyası gibi oluyoruz). Başta kahramanımızın ağzından mektuplar şeklinde başlasa da bir yerden sonra romanı derleyen kişi devam ediyor. Kitap betimleme ağırlıklı ve süslü bir bir dile sahip -ama korkmayın gayet anlaşılır bir kitap-.

Bu benim bu platformdaki ilk yazım bu yüzden sevdiğim kitaplardan birini yazmak istedim. Umarım siz de beğenirsiniz.

Werther’in sözüyle yazımı sonlandırıyorum:

“İki ömrüm olsun isterdim; biri yaşamak, diğeri okumak için.”

Sevgiyle ve kitapla kalın.

Hoşçakalın…♡