Merakımızı Neden Kaybettik?
Bu içerik Geleceği Keşfedenler’den Şimal Türkyılmaz tarafından hazırlanmıştır.

“Merak bilgeliğin başlangıcıdır.” Sokrates
“Merak kediyi öldürdü, ancak insanlar söz konusu olduğunda, sağlıklı bir merakın öldürebileceği tek şey cehalettir.” Harry Lorayne
Merak etmek neden önemlidir?
Doğduğumuzdan beri merak içimizde vardır. Çocukluğumuzda merak en üst seviyelere ulaşır. Hep yeni şeyler deneyimlemek isteriz, bu belli oranda çok iyi bir şeydir çünkü yeni şeyler öğrenir ve gelişiriz. Merak, insanı canlı tutar. İnsanlık tarihindeki bütün yenilikler bazı insanların merak etmesi sonucunda olmuştur. Merak etmek soru sormakla olur ve soru sormak cevaptan daha önemlidir çünkü doğru soruları sorarak doğru cevaplara ulaşılır. Bu yüzden merak edip soru sormak bütün yeniliklerin anahtarıdır. Bir düşünün: Eğer geçmişteki insanlar da merak etmeyi bırakıp her şeyi olduğu gibi kabul etseydi dünyamız ne halde olurdu?
Peki, merak etmek bu kadar önemli bir şeyse neden yaş ilerledikçe merak etme oranında düşüş bir yaşanıyor?
Aslında bunun birçok sebebi var, ben de birkaç tanesini listeledim.
Merakın Zamanla Azalmasının Sebepleri
Çevresel Faktörler
Merakımızın zamanla azalmasının belki de en büyük sebeplerinden biri çevresel faktörlerdir. Eğer küçüklükten beri çevremiz bizim merakımıza ket vurucu bir tutum sergiliyorsa, ilerleyen yaşlarda merakımızın sönmesi çok olasıdır. Bizim kültürümüzden bahsetmek gerekirse maalesef ki kültürümüz soru sormayı çok doğru bulmaz. Hele ki karşımızdaki bizden büyükse… Yaşın getirdiği deneyimin sonucu olarak yaşlıları daha bilgili, gençleri ise daha “toy” görürler. “Senin yaşın küçük bunları anlayamazsın”, “Soru sorulur mu hiç büyüklere, çok ayıp” gibi tutumlar bizi merak etmenin anahtarı olan soru sormaktan soğutur ve zamanla eğer kendimizde bir şeyleri değiştirmezsek, biz de bu şekilde davranırız ve bu zincir böyle devam eder. Ama bunları değiştirmek mümkün, ileride bunlardan bahsedeceğim.
Ego
Bir diğer büyük etken ise egomuzdur. Ego, kendini yanlış çıkarmak istemez. Ego bilmek, yetkin olmak ister. Dolayısıyla yeni şeyler öğrenmeye mesafelidir. “Bilmemek” yetişkinlikte bir zayıflık olarak görülebilir ve bunun için adım atmak da gereksiz görülür.
Okul
Okula başlandığı zamandan itibaren çocuklardaki soru sorma oranı hızla düşüyor. Bu, dünyanın genelinde böyle. Bununla ilgili Amerika’daki bir okulda yapılan araştırmayı paylaşmak istiyorum. Mesela ilkokula giden en küçük çocuk, iki saat içinde yalnızca iki ila beş soru sormuş. Beşinci sınıfa giden 10 ve 11 yaşlarındaki çocuklar, iki saatlik ders periyodunda öğretmenlerine tek bir soru dahi sormamışlar. Bunun dışında bir dokuzuncu sınıf öğrencisi öğretmenine dünyada insanların sanat yapmadığı bir yer olup olmadığını sormuş fakat öğretmeni onu yarıda kesip “Soru sormanın sırası değil, şimdi öğrenme zamanı” demiş. Bu bile bize yetişkinlerin merak etmeyi, soru sormayı nasıl gördüğünü anlatabilir. Bu yüzden bunu değiştirmeliyiz.
Bütün bu etkenlere rağmen hayat boyu merak etmeyi bırakmamalı ve her zaman soru sormalıyız. Peki nasıl? Birçoğumuz merak etmeyi çok önceden bırakmış olabilir ama bunu geri getirmek mümkün! Şimdi sizlere merakınızı geri getirmede çok yardımcı olacak birkaç tavsiye vermek istiyorum.
Merakı Geri Getirmenin Yolları
Sıklıkla yeni şeyler deneyin.
“Ama nasıl yapacağım, çok yoğun bir hayata sahibim, çok meşgulüm” diye düşünebilirsiniz ama bunların illa aşırı büyük çapta şeyler olmasına gerek yok. Her gün yaptığınız şeyleri ufak ufak değiştirseniz bile bunun çok faydası olur. Mesela akşamları işten geldiğinizde dizi izlemek yerine yeni bir tarif deneyebilirsiniz. Kısa sürede hazırlanan pratik tarifler az zamanım var diyenler için de uygun. Mesela ben okula giderken her zaman gittiğim güzergâh yerine birkaç kez güzergâh değiştirerek gittim ve yeni yerler görmüş oldum. Bu güzergâh değişikliği merakımı arttırdı. Size uygun olan küçük değişikliklerle hayatınıza küçük dokunuşlar yaparak yeni şeyler öğrenebilir, yeni şeyler öğrendikçe de daha çok soru sorup merakınızı arttırabilirsiniz. Bunu domino taşı gibi düşünebilirsiniz, bir kere yeni şeyler öğrenmeye, deneyimlemeye başladığınızda gerisi çok kolay şekilde gelir ve dopdolu bir hayat yaşarsınız.
Soru sormaktan çekinmeyin.
Bu biraz zorlayıcı olabilir çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi egomuz buna karşı direnç gösterecektir. Ama eğer soru sormazsak her şeyi olduğu gibi kabul ederiz ve bilgilerin doğruluğunu, yanlışlığını anlama olanağımız ortadan kalkar. Yargılanma düşüncesini bir kenara bırakın, inanın bana kimse sizin tahmin ettiğiniz kadar çok şey bilmiyor ve kimse sizi sizin düşündüğünüz gibi yargılamayacak. Eğer yargılıyorlarsa, sorularınızı saçma buluyorlarsa o zaman kendinize özgürce soru sorabileceğiniz bir ortam yaratın: Çevrenizi değiştirin, eğitimlere katılın, yeni insanlarla tanışın. Ayrıca sorularınıza cevap için interneti de kullanabilirsiniz.
Sorularınızı görmezden gelmeyin.
Çoğumuz günlük hayatta aklımıza gelen soruları “Aman sonra araştırırım, çok da önemli değil” diyerek boş veriyor ve sonra hatırlamak istese bile hatırlamıyor. Bu yüzden aklınıza gelen en basit ve size “garip” gelen soruları görmezden gelmeyin, en kısa sürede araştırın. Eğer araştırabilecek müsaitlikte değilseniz size kendi uyguladığım yöntemi önerebilirim. Yanınızda küçük bir not defteri bulundurun ve aklınıza gelen fikirleri, soruları, araştırmak istediklerinizi, deneyimlemek istediklerinizi oraya yazın. Müsait olduğunuz en yakın zamanda da o deftere bakıp araştırmanızı yapabilirsiniz. Tercihen telefonunuzu da kullanabilirsiniz ama ben tavsiye etmem çünkü telefonda çok fazla dikkat dağıtıcı şey bulunuyor, o yüzden dikkatinizin hemen dağılması çok olası. Bu yüzden defter gibi daha basit araçlar daha faydalı olabilir.
Okuyun.
Son olarak lütfen okumayı es geçmeyin. Okumak insana yeni bakış açıları kazandırır, insanın ufkunu genişletir. Ben şahsen hem sizin savunduğunuz fikri savunan kitapları hem de sizin savunduğunuz fikrin karşıtını savunan kitapları okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bu size empati yapma olanağı sunar ve fikrinizin doğru ve yanlış yanlarını görürsünüz. Bu da sürekli sorgulayıcı ve meraklı biri olmanızı sağlar.
Yaşınız kaç olursa olsun merak etmek, sorgulamak, öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir ve gelecek nesiller için adım atmak, zinciri kırmak, çok güzel ve aydınlık yarınlara sahip olmamızı sağlar.
Saygılarımla


