Suyun Sessiz Çığlığı: Köyümden Başlayan Bir Hîkaye

Bu içerik Geleceği Keşfedenler’den Sümmeye Kaçmaz tarafından hazırlanmıştır.

 

Geçmişte musluğu sonuna kadar açmakta hiç tereddüt etmezdim. Elimi yıkarken, dişlerimi fırçalarken, hatta bahçeyi sularken… Sanki su hiç bitmeyecekmiş gibi davranıyordum. Ama artık yaşadığım köyde yavaş yavaş bir şeyler değişmeye başladı.

İlk önce suyun tazeliği ve akış gücü azaldı. Sonra çeşmelerin bazı saatlerde akmadığını fark ettik. Şimdi ise köyde herkes aynı cümleyi kuruyor:

“Böyle giderse, bir aya kalmaz tamamen kesilecek.”

İçimizi ürperten bu cümle, sadece bir uyarı değil; aslında bir sonucun sesi. Peki bu noktaya neden geldik? Küçük gibi görünen, büyük etkiler:

  • Musluğu açık bırakmak
  • Bozuk tesisatları umursamamak
  • Tarımda aşırı ve bilinçsiz su kullanımı
  • Göl ve nehir kenarlarını kirletmek; “Zaten bizim köyde çok su var” diyerek rehavete kapılmak

Aslında hepimiz bir şekilde bu tabloya birer fırça darbesi vurduk. Şimdi o tablo gözümüzün önünde kuruyor. Ama hâlâ bir şeyler yapmak mümkün.

Gözümle Gördüm, Ama Ses Eden Olmadı…

Dün köyümüzde dikkatimi çeken bir şey oldu. Hayvan yemliklerine hortumla su veriliyordu. Su dolmuştu ama hâlâ akıyordu. O taşan su, yerde gölcük olmuş, akıp gidiyordu. Yanından geçen çocuklar da gördü, yetişkinler de. Ama kimse o suyu kapatmayı düşünmedi. Ne bir “Dur!” diyen vardı, ne bir müdahale eden.

Su, öylece boşa aktı… aktı… ve kayboldu.

İşte tam da bu!

Bugün yaşadığımız krizlerin merkezinde umursamazlık var.

Sadece suyu değil, geleceğimizi de harcıyoruz.

Çocuklara suyun değerini öğretmiyoruz.

Onlara “suyu aç ama kapatmayı da unutma” demiyoruz.

Çevremizdeki kaynakları nasıl doğru kullanacaklarını anlatmıyoruz.

Çocuklar suyla oynayabilir, bu çok doğal. Ama suya saygı duymayı da öğrenmeliler. Yetişkinler ise önce kendi davranışlarını değiştirmeli. Çünkü çocuklar, örnek alarak öğrenir. Peki ne yapabiliriz?

Öncelikle farkındalık yaratabiliriz. Suya ulaşmanın bir hak değil, bir sorumluluk olduğunu kabul etmeliyiz.

Musluklarımızı kontrol edebiliriz. Küçük damlalar, büyük kayıplara neden olur. Tarım yapanlar, damla sulama sistemleri gibi daha verimli yöntemlere geçebilir. Yağmur suyunu biriktirerek gri su sistemlerini değerlendirebiliriz ve en önemlisi: Bunu sadece köylerde değil, şehirlerde de konuşmalıyız. Bugün benim köyümde su azalıyor. Yarın senin mahallende de azalabilir. Eğer birlikte hareket edersek bu süreci durduramayabiliriz, ama yavaşlatabiliriz. Belki de bu zaman, bize çözüm üretmek için bir kapı açar.

Bir Cümle Yetebilir:

Belki bir çocuk sadece şunu duyduğu için, ileride suya çok dikkat edecek: “Bak yavrum, bu su bir gün tamamen bitebilir.” Gelecek, birlikte yazacağımız bir hikâye.