Üç Bilim Virüsü’nün Kaleminden

üç Bilim Virüsü'nün Kaleminden...

IMG 8848 1

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencileri Elif Aksu, Şeyda Rümeysa Şahbaz ve Zahide Gönen….
İklim krizinin insan psikolojisi üzerindeki etkileri konusunda araştırma yaptıkça kendilerini daha çok sorumlu hisseden üç öğrenci gencimiz.

Bilim Virüsü ile buluşmalarını şöyle anlatıyorlar:
“İçimizdeki bir şeyler yapma isteğinin doruklarda olduğu fakat nereden başlayacağımızı bilemediğimiz tam o vakitlerde Geç Olmadan Programı ile yollarımız kesişti.”

Tubitak’tan Geç Olmadan Üniversiteleri Araştırma Projesi’ni kazanan üç gencimizin bilim yolculuğu serüvenini gelin onların kaleminden öğrenelim:

Sevgili Bilim Virüsü Ailesi,
Biz İstanbul Medeniyet Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencileri Elif Aksu, Şeyda Rümeysa Şahbaz ve Zahide Gönen. Bu yazımızda sizlere iklim krizi ve psikolojiyi sentezlemeye çalıştığımız yolculuğumuzdan bahsedeceğiz.

Son zamanlarda dünyanın daha çok gündeminde olan iklim krizi ile ilgili haberleri görmek ve aramızda yaptığımız tartışmalar, bu konuya olan ilgimizi arttırdı. Bir dersimiz kapsamında iklim krizinin insan psikolojisini de olumsuz etkilediğine yönelik makaleler okuma fırsatı elde ettik ve bu konuda bir çalışma yaptık. Bilgimiz arttıkça kendimizi daha çok sorumlu hissettik.
Bu süreç içerisinde gençler arasında iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik bilincinin yaygınlaşması için düzenlenmiş olan Geç Olmadan programı ile karşılaştık. Bu program bizlerde heyecan uyandırdı; Elif ve Şeyda olarak programa başvuruda bulunduk. Kabul aldığımız ve başarıyla tamamladığımız Geç Olmadan programı sonrasında İklim Elçisi olmaya hak kazandık. İklim elçisi olma yolunda ”İklim ve Sürdürülebilirlik” ve ‘’Yaratıcılık ve Tasarım Odaklı Düşünce” eğitimlerini aldık ve ekip arkadaşlarımız ile beraber bir proje geliştirdik. Bu program iklim krizi hakkında daha fazla bilinçlenmemizi sağladı; yalnız olmadığımızı gösterdi
ve diğer arkadaşlarımız ile daha da güçlü hissetmemize neden oldu. İklim elçisi olduktan sonra sesimizi daha çok duyurmak için üçümüz de AB Türkiye Gençlik İklim Forumu’na katılarak,
liseli ve üniversiteli arkadaşlarımız ile iklim krizine yönelik düşündük, tartıştık ve fikirler
üretmeye çalıştık. Öğretici ve geliştirici olan bu süreçlerin ardından iklim krizine yönelik
adımlar atma konusunda hem bilgimiz hem de kendimize olan güvenimiz arttı.

İklim krizine dair yapılan çalışmalara baktığımız zaman bunların daha çok mühendislik
alanında yapıldığını; ekonomik ve politik anlamda bir yoğunlaşma olduğunu fark ettik. Fakat
iklim krizi dediğimizde uygun toprak ve hava koşulları olmadığı için tarım yapamayan
çiftçilerin, buzullar eridiği için yerinden yurdundan olan insanların, iklim krizinin meydana
gelmesinde payı olmayan ama göç etmek zorunda olacak olan insanların psikolojik olarak neler
yaşayacağı öngörülse de bu kriz kapsamında insanların duygu ve düşüncelerine yeteri kadar
değinilmiyor. Bireyin psikolojisi olumsuz etkilendiğinde bunun çıktısı toplum üzerine olur.
Bundan dolayı da bireyin psikolojik sağlığına önem vermek ve korumaya çalışmak bilinciyle
biz de kendi üzerimize düşeni yapmak için bu yola çıktık.

İklim elçisi ve iklim aktivisti olan arkadaşlarımızın, diğer gençlere nazaran bu konuyu daha
fazla gündemlerine aldıklarını ve duygusal anlamda etkilendiklerini gözlemledik. Aynı
zamanda yaşanabilecek olumsuz senaryolar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalarının, bize
bu gençlerin gelecek kaygılarının da daha fazla olabileceğini düşündürdü. Literatürü
taradığımızda özellikle Türkiye’de, iklim krizinin psikolojik boyutunu inceleyen çok az
çalışmanın olduğunu gördük. Gündemde yer almaya başlayan eko-anksiyete kavramı ile
beraber eğer gençlerin kaygıları bilinirse bu konuda müdahale çalışmaları da geliştirilebilir diye
düşündük ve bu düşüncemizi akademik anlamda bir çıktıya dönüştürmek istedik. Bu
doğrultuda, uzun zamandır başvurmayı düşündüğümüz TÜBİTAK 2209-A Üniversite
Öğrencileri Araştırma Projeleri Desteği Programı’na “İklim elçisi üniversite öğrencilerinin
iklim krizini nasıl anlamlandırdıkları ve tecrübe ettiklerini anlamak” araştırma önerisi ile Dr.
Öğr. Üyesi Latif Karagöz hocamızın danışmanlığında başvurduk ve kabul aldık.

“Ya bu da ne alaka şimdi?” dediğimiz her anda oradaki alakayı kurmak bizim elimizde. Biz bu
süreçte, olaylara bütüncül yaklaşmanın daha sağlam temeller üzerinde ilerlemeye olanak
tanıdığını fark ettik. Farklılıklardan zenginlikler doğduğuna inanarak disiplinler arası
çalışmanın önemli olduğunu düşünüyor ve sorunlar karşısında üretilecek çözümleri daha
nitelikli kılmak adına bütüncül bir pencereden bakmaya çalışıyoruz.

İçimizdeki bir şeyler yapma isteğinin doruklarda olduğu fakat nereden başlayacağımızı
bilemediğimiz tam o vakitlerde Geç Olmadan Programı ile yollarımız kesişti. Bu noktaya
gelmemizde katkınız ve değeriniz bizim için çok büyük. Güleryüzü ve bol enerjisi ile her
konuda destekleyici olan siz Bilim Virüsü ekibine bizlere gösterdiği ilgi için teşekkür ediyoruz.

Gençlerin fikirlerine ve yaptığı çalışmalara olan ilgili tutumunuz bizlere güç veriyor ve bizleri motive ediyor. Umarız ki çıktığımız yolculuk bu alanda çalışmak isteyenlere ilham olur!
 
Sevgilerimizle
Elif, Şeyda & Zahide