Virüsler: Yaşayan Cansızlar

Bu içerik Geleceği Keşfedenler’den Esma Nur Erciyas tarafından hazırlanmıştır.

2020’deki salgından sonra hepimizin biraz bilgi sahibi olduğu bir konu virüsler. Bence alemler arasındaki en dikkat çekici bu konu, neden mi? Çünkü virüsler canlı mı yoksa değil mi hala tartışılıyor. Virüsler genetik materyale sahiptirler ve mutasyon geçirebilirler hatta virüslerin mutasyon geçirerek oluştuğu düşünülüyor fakat virüslerin hücre yapıları yoktur ve besini enerjiye dönüştüremezler.

Bir varlığın canlı sayılabilmesi için hücresel yapıda olması (ökaryot ya da prokaryot), solunum yapabilmesi, beslenmesi, boşaltım yapabilmesi, hareket edebilmesi, homeostasi (iç denge), uyarılara tepki, metabolizma, organizasyon, üreme, büyüme, gelişme gibi özellikler göstermesi gerekir. Virüsler hücrelerden oluşmaz. Tek bir virüs parçacığına, “virion” denir ve “kapsid” adı verilen koruyucu bir protein kabuğu içinde paketlenmiş bir dizi genden oluşur. Belirli virüs türleri, zarf adı verilen ve onu çevreleyen ekstra bir zara (lipid çift tabakası) sahip olacaktır. Virüsler, hücreler gibi çekirdek, organel veya sitoplazmaya sahip değildir ve bu nedenle iç ortamlarını izleyemez veya bu ortamlarda değişiklik yaratamazlar. Bu kriter, bireysel bir virion’un kendi başına bu kararlı durum iç ortamını sürdürüp sürdüremeyeceğini sorar. Bazıları kapsid ve zarfın viryonların çevrelerindeki değişime direnmelerine yardımcı olduğunu iddia etse de, genel kanı virüslerin yaşam için ilk şartı sağlayamadığı yönündedir. Öte yandan virüsler enfekte olduğu yerde hızlı bir şekilde üreyebilirler.

Her canlı besin tüketerek büyür ama virüsler besin tüketmez, bu yüzden virüsler büyüyemezler. Her canlı çevresine uyum sağlar ve virüsler de bunu gayet iyi bir şekilde yapabilirler. Peki geldiğimiz noktada cevabımız ne; virüsler canlı mı, yoksa ölü mü? Ölmediklerini biliyoruz. Ölüm, canlı bir organizma biyolojik işlevlerini yerine getirmeyi bıraktığında olan şeydir- ve biz şu an için sadece aktif parçacıklarla ilgileniyoruz-. Peki hiç yaşadılar mı? Çoğu biyolog hayır diyor. Virüsler hücrelerden oluşmazlar, kendilerini sabit bir durumda tutamazlar, büyüyemezler ve kendi enerjilerini üretemezler. Virüsler kopyalarını oluşturup çevrelerine uyum sağlasalar da, gerçek canlı organizmalardan çok androidlere benzerler (Star Trek’teki Data, Terminator’daki Arnold Schwarzenegger, Battlestar Galactica’daki Cylonlar veya I, Robot’taki robotları düşünün). Tıpkı çılgın katil robotlar gibi virüslerde tam olarak oluşturulur ve kendilerini inşa etmek ve güçlendirmek için ana malzemelere güvenirler. Virüsler, sadece canlı bir hücrenin içerisinde canlılık özelliği gösterebilen zorunlu hücre içi parazitlerdir. Canlı dışındaki ortamlarda kristalleşirler.

Peki virüsler canlı değilse biz nasıl grip, suçiçeği ya da koronavirüs gibi hastalıklarda kurtulduk? Cevabı çok basit kurtulmadık. Virüsler bir bakteriye tutunurlar ve genetik materyallerini bakterinin içine bırakırlar. Bakterinin genetik materyalini parçalarlar ve kendi materyalini yerleştirirler. Daha sonra virüs materyalini eşler ve protein sentezi yaparlar. Virüsler çoğalır ve bakteriyi parçalayarak serbest kalırlar. Virüs oradaki ham maddeleri kullanarak hızlıca üremiş ve orayı da enfekte etmiş olur. Virüsler hızlıca mutasyon geçirebilirler. Örneğin, antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılır ve grip veya su çiçeği gibi viral bir enfeksiyon ile uğraşırken işe yaramaz. Antibiyotikler, onları öldürme umuduyla bakterilerin belirli kısımlarını hedef alır; ancak gerçek anlamda canlı olmayan bir şeyi, virüsleri, öldürmesi biraz zordur. Antiviral ilaçlar, virüsü yok etmek yerine, replikasyon döngüsünü kapatmaya çalışır. Ayrıca insan vücudunda “interferon” denilen bir protein sentezi salgılanır.

Virüsler sayesinde DNA eşlenmesinin mekanizması ve birçok hastalığın oluşumu aydınlatılmıştır. Genetik mühendisleri virüsleri kullanarak bir organizmadan diğerine gen aktarımı yapabilmişlerdir. Virüsler, kanser ve bazı kalıtsal hastalıkların gen terapisi ile tedavi edilmesinde yeni imkânlar sunmaktadır. Nasıl mı?

  1. Hücreler hastadan çıkarılır.
  2. Laboratuvarda virüsün yapısı hastalık oluşturmasını önleyecek şekilde değiştirilir.
  3. Virüsün içine bir gen eklenir ve değiştirilen virüs hastanın hücreleriyle karıştırılır.
  4. Hastanın hücreleri genetik olarak değişir.
  5. Değiştirilmiş hücreler hastaya enjekte edilir.
  6. Genetiği değiştirilmiş hücreler istenen protein veya hormonu üretir.

Virüslerin canlılar için birçok zararı olabilir ama bilim ve insanlık birçok yararı da olmuştur. Hayatımızın her yerinde olan virüsler insanlık için hala ilgi çekici bir konu.

KAYNAKÇA:

https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/https://ogmmateryal.eba.gov.tr/https://tr.khanacademy.org/